Ingmar Bergman kimdir?

Sinema endüstrisinin gördüğü en büyük dahilerden biri olan senarist ve yönetmen Ingmar Bergman, 14 Temmuz 1918’de İsveç’in Uppsala kentinde doğdu. Kariyerinde 50’den fazla ödül alan Bergman, 9 kez “Akademi En İyi Yönetmen Ödülü” ne aday gösterildi ve 3 kez “Akademi En İyi Yabancı Film Ödülü” nü kazandı. Oscar’larının yanı sıra Cannes ve Altın Aslan gibi prestijli ödüller de alan usta yönetmen; 2005 yılında Times Dergisi tarafından gelmiş geçmiş en büyük yönetmen seçildi ve hayatının son yıllarında, bir hayatın ne kadar dolu olabileceğinin yaya emsalini belirledi. 2007 yılında İsveç’in Fårö adasında vefat eden Bergman hakkındaki en doğru yorumlardan biri Fransız yönetmen Bertrand Tavernier: “Bergman; o metafiziği – din, ölüm, varoluşçuluk – beyazperdeye getiren ilk yönetmendi.

Ingmar Bergman kimdir?

Birçok okul, Bergman’ın yönetici olarak kariyerini 5 ana döneme böler. Bu dönemler, Bergman’ın düşünceli yaşamının ve sanata bakışının hem küresel olaylar hem de özel hayatındaki dalgalanmalar üzerinde nasıl dalgalandığına göre sınıflandırılsa da, net sınırlar da içermiyorlar. Ünlü yönetmenin ilk filmleri, 1940’larda çekilen filmlerinin çoğunu içerir ve çoğu zaman ana fikir yalnızlık ve varoluşsal sorunlardan kaçınılmasıdır. Söylemeye gerek yok ki bu dönemde II. Dünya Savaşı’nın etkisiyle tüm Avrupa’da artan ateizm ve intihar eğilimi oranları etkili oldu.

İkinci dönem, savaşın yaralarının iyileşmeye başladığı 1950’leri kapsar. Bu dönemde yönetmenlerin filmlerindeki temalar genellikle aşk ve ayrılık gibi insan ilişkilerine odaklanıyor. Ayrıca yönetmenin imzalarından biri olan hemen hemen her filmde başarılı ve parlak bir oyuncu oynama geleneğinin bu dönemde başladığını söylemek mümkündür. Berman’ın üçüncü döneminde artık amaç tamamen soyuta dönüştürülmüştür. Yönetmenin metafizik dünyaya girişi ve olağanüstü metaforik anlatı yeteneğinin ortaya çıkışı bu döneme karşılık gelir. Sinemanın gelmiş geçmiş en değerli filmlerinden biri olan “Det Sjunde Inseglet” (Yedinci Mühür) da bu dönemde çekildi.

Dördüncü dönem, Bergman’ın kariyeri için çok önemli olan “Tanrı’nın Sessizliği” film üçlemesinden oluşuyor. Bu dönemde tanrıya lütufla dönen yönetmen, sinema sektöründe edindiği tüm deneyimleriyle eskisinden çok daha güçlü bir hiciv sergiliyor ve “Nattvärdsgâterna” dizisinin orta filminde “Tanrı öldü” ilan ediyor ( Kış Işığı). 5. dönem ise artık yönetmenin imzası olan “projeksiyonun varlığını vurgulama” hamlelerinin başladığı dönemlerdir. Bu dönemde yönetmen, filmlerine günümüz insanının artık aşina olduğu kült yöntemiyle başlamış, hemen hemen her filmde 5’ten geriye doğru sayarken, aynı zamanda bant görüntülerini kullanarak sinemanın tamamen soyut bir düzlem olduğunu da izleyiciye vurguluyor. zaman zaman filmde ve filmin düğüm ve çözüm anlarında bandın koptuğu izlenimi yaratıyor. ihmal etmez.

Bu dönemde Bergman’ın kullandığı “parçalama tekniği” ve daha birçok şey sinema dünyasına getirildi. Ayrıca yönetmenin en bilinen filmlerinden biri olan “Persona” da bu dönemde çekildi. Makalenin sonuna geldiğimde usta yönetmenden alıntı yapmak istiyorum: “Gençken ölmekten ve ölümden korkuyordum ama şimdi düşündüğümde bunun çok akıllıca bir düzenleme olduğunu görüyorum. doğa. Ölümü yok eden ve temizleyen parlak bir ışık gibi, aslında şikayet edecek bir şey yok. Sinema dünyasına yaptığı sayısız katkı ve onlarca başyapıtla ölümsüzlüğünü şimdiden ilan eden büyük ustayı ölümünün 14. yıldönümüne yaklaşırken anıyoruz.

İlginizi Çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir