The Wind Rises – Rüzgar Yükseliyor

Japonya animasyon sektörünün yaşayan efsanesi Hayao Miyazaki’nin 2013 yılında yazıp yönettiği “Rüzgar Yükseliyor”, görsel unsurları, özgün senaryosu ve müzikal seçimleriyle yine bir başyapıt. Film; Hayal dünyasını ve ilişki hayatını atlayarak, hayattaki en büyük tutkusu uçaklar olan küçük Jiro’nun mühendislik macerasını izleyiciye aktarır. Miyazaki gibi bir sinema ustasının eserini yorumlamak bana göre olmasa da yazımın devamında birkaç başlık altında mütevazı yorum ve tespitlerimi sizlere sunmaya çalışacağım. İyi okumalar dilerim.

Rüzgar Yükseliyor!… Yaşamaya çalışmalıyız!

Film, Fransız Şair Paul Valery’nin “Denizin Mezarlığı” ndan bir dizeyle başlıyor ve aslında Miyazaki bu dizide seyircilerin önünde geçen 2 saatin tamamını özetliyor. “Rüzgar yükseliyor! … yaşamak için çabalamalıyız!” Miyazaki seyircisine. Jiro’nun yavaş yavaş yükselen ve daha büyük zorluklarla yüzleşmesi gereken kariyerini ortaya koyuyor ve rüyalarında görünen İtalyan uçak tasarımcısı “Giovanni Battista Caproni” nin ağzından “Yaşamaya çalış, Jiro” diyerek onu kapatıyor. Jiro’nun rol modeli olarak. Film boyunca, Jiro’nun kariyerinin ve kişiliğinin bu olgunlaşmasını Jiro’nun dört hayalinin yanı sıra diyaloglar ve etkinlikler aracılığıyla takip etmek oldukça mümkün. Miyazaki’nin her filminde olduğu gibi hayal gücüne ve hayal gücüne ayrılmış geniş alan; bu çalışmada da karşımıza çıkıyor.

Düşler ve Gerçekler

Rüzgar Yükseliyor’un ilk sahnesi; Hâlâ bir çocuk olan Jiro’nun hayaliyle başlar. Rüyasında Jiro bir pilot ve muhtemelen kendisi tarafından tasarlanan uçağıyla huzurlu kasabasının göklerinde süzülüyor. Bu noktada Miyazaki, fikirlerini Jiro’nun gözünden boyayarak çok çocukça şeytani unsurlar ve tasarımlar kullandı ve bu dokunuş bence filme çok farklı bir tarz katıyor. Bu hayalden sonra Jiro’nun ana teması uçaklar olan üç hayali daha var ve son hayalden sonra Miyazaki, animasyondaki olayların bulunduğu ana düzleme dönmeden, başlangıçta yaptığı gibi bizi bir rüya ile kapatıyor. yer almak. Bu iki rüya arasındaki 2 saati tamamladığınızda, “Gerçekten hiçbir şey olmadı mı?” Diyeceksiniz. Postmodern sanatın en temel ikilemlerinden birini masaya yatıran Miyazaki; Film boyunca bu gizem ve belirsizlik atmosferini hem doğru zamanda görülen rüyalar hem de Jiro’nun halüsinasyonlarıyla sürdürüyor. Ayrıca Miyazaki; Ayrıca rüyalarında Caproni ile Jiro arasındaki diyaloglar aracılığıyla sanata ve bilime verdiği önemi ifade ediyor: “Bir mühendis için önemli olan ilhamdır, ilham geleceği açar; teknoloji onu daha sonra yakalar ”.

Müzik, Görsel Detaylar ve Diyaloglar

Miyazaki’nin her filminde olduğu gibi Rüzgar Yükseliyor seyircisine sadece farklı bir dünya sunmakla kalmıyor, izleyiciyi adeta o dünyaya adım atmaya teşvik ediyor. Miyazaki, müzik seçimleri, bir resme bakmış izlenimi veren sahneler, anlamlı ve kısa diyaloglar yoluyla Japon ve Avrupa kültürlerinin bir sentezidir; Japon kültürünü açığa çıkarırken ve duygu yoğunluğu ile sınırları zorlarken. Dikkatimi çeken bir detay daha; Miyazaki’nin diğer eserlerinden farklı olarak bu animasyon, içinde yaşadığımız dünya ile çok daha fazla paralellik içeriyordu. Filmde Miyazaki’nin bıraktığı ipuçlarını takip ederek olayların kabaca 1. Dünya Savaşı ile 2. Dünya Savaşı arasında gerçekleştiğini söylemek mümkün. Bu noktada Miyazaki, sanayileşen Japonya’nın mücadelesini, Almanların teknolojide dönemin diğer ülkelerine göre ne kadar ilerlemiş olduğunu, totaliter Hitler ve Hirohito rejimlerinin toplum üzerindeki kötü etkilerini eşsiz bir beceriyle anlatıyor. Öte yandan hemen hemen her Miyazaki filminde dikkat çekici bir detay olarak; İnsanların doğaya, başkalarına ve çalışmalarına gösterdiği saygı ve kurulan barış atmosferi izleyiciyi kucaklıyor. Özellikle animasyonun son çeyreğinde Jiro’nun hasta nişanlısını görmek için trenle seyahat ederken tasarladığı uçakla ilgili hesaplamaları yaptığı animasyonun en etkileyici sahnelerinden biriydi.

Rüzgar Yükseliyor filmini henüz izlemeyenler için işin büyüsünü kaçırmamak adına sözlerimi burada bitireceğim. Sonuç olarak yine harika müzik, bir çocuğun masumiyetinden kaynaklanan keyifli olaylar, seyircide birden fazla duyguyu eriten yoğun ve özgün bir senaryo, yine uzun metrajlı bir görsel şölen, yine Hayao Miyazaki …

İlginizi Çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir